Bitmeyen Kıyaslar: Başkalarının Hayatında Kendini Kaybetmek
Merhaba sevgili ziyaretçiler. Bugünkü yazımızda insanların neden sürekli kendilerini başkalarıyla kıyasladığını ve bu alışkanlığın zamanla nasıl ruhsal bir yorgunluğa dönüştüğünü konuşacağız. Çünkü insan bazen eksik olduğu için değil, sürekli karşılaştırdığı için mutsuz olur.
Birinci Bölüm
Hayat eskiden daha sade akıyordu.
İnsan kendi mahallesini bilir, kendi çevresini tanırdı. Bugün ise dünyanın öbür ucundaki insanların hayatlarına bile tanıklık ediyor.
Kim daha başarılı? Kim daha mutlu? Kim daha güzel? Kim daha zengin?
Sorular çoğaldıkça huzur azalıyor.
Çünkü kıyaslama, insanın sahip olduklarına değil; sahip olmadıklarına odaklanmasını sağlar.
Bir süre sonra kişi kendi hayatına bakamaz hale gelir.
Sürekli dışarıyı izler.
Ve fark etmeden kendi emeğini, kendi mücadelesini küçümsemeye başlar.
İkinci Bölüm
Kıyaslama ilk başta masum görünür.
İnsan kendini geliştirmek ister.
Daha iyisini yapmak ister.
Ama sınır aşıldığında bu durum bir yarışa dönüşür.
Üstelik çoğu zaman olmayan bir yarışa…
Çünkü herkes hayatın farklı bir noktasından başlamıştır.
Birinin güçlü olduğu yerde diğerinin yarası vardır.
Birinin başarısı görünürken, diğerinin mücadelesi görünmez kalır.
Ama insan bunları düşünmez.
Sadece sonucu görür.
Ve kendisini eksik hissetmeye başlar.
İşte ruhsal yorgunluk tam burada başlar.
Çünkü kişi artık yaşamıyor, sürekli ölçüyor ve tartıyor.
Üçüncü Bölüm
Sürekli kıyaslayan insan hiçbir zaman tam olarak mutlu olamaz.
Çünkü her zaman kendisinden daha başarılı biri olacaktır.
Daha zengin biri…
Daha güzel biri…
Daha görünür biri…
Bu yarışın sonu yoktur.
Ve insan, ulaşamayacağı bir çizginin peşinde koşarken kendi hayatını kaçırır.
Oysa gerçek huzur, başkasının sahip olduklarına bakmayı bıraktığında gelir.
İnsan kendi yoluna döndüğünde…
Kendi gelişimini fark ettiğinde…
Kendi hikâyesini sahiplenmeye başladığında…
İşte o zaman yük hafifler.
Çünkü insanın asıl rakibi hiçbir zaman başkaları değildir.
Dünkü halidir.
Sonuç
Kıyaslama, ruhu sessizce yoran alışkanlıklardan biridir.
İnsanı olduğu yerden değil, olmak istediği ama henüz ulaşamadığı yerlerden değerlendirmeye zorlar.
Ve bu yüzden kişi ne kadar ilerlerse ilerlesin kendini yetersiz hissedebilir.
Belki de yapmamız gereken şey, başkalarının hayatını izlemeyi biraz azaltıp kendi hayatımıza biraz daha yaklaşmaktır.
Çünkü herkesin yolu farklıdır.
Herkesin zamanı farklıdır.
Ve hiçbir çiçek, başka bir çiçeğe bakarak açmaz.
Bir sonraki yazımızda insanların neden bazı insanları takıntı haline getirdiğini ve bunun psikolojik nedenlerini konuşmak üzere…
Takipte kalın.
Ve unutmayın: Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyasladığınızda, sahip olduklarınızın değerini görme şansınızı kaybedersiniz.