Merhaba sevgili ziyaretçiler. Bugünkü yazımızda geçmişte yaşanan kırgınlıkların, yeni insanlara karşı geliştirdiğimiz önyargıları nasıl şekillendirdiğini konuşacağız. Çünkü bazen bizi en çok yoran şey yaşadığımız acılar değil, o acıların herkese benzeyeceğine inanmaya başlamamızdır.
Birinci Bölüm
Hayat insana birçok şey öğretir.
Kime güveneceğini…
Kime sırtını dönemeyeceğini…
Kimin gülüşünün samimi, kimin sessizliğinin hesaplı olduğunu…
Her yaşanan olay, insanın kalbine yeni bir iz bırakır.
Bazı izler güçlendirir.
Bazıları ise derin bir güvensizlik bırakır.
Bir zamanlar insanlara kolayca inanan biri, gün gelir herkese mesafeli bakmaya başlar.
Ve kendi kendine şu soruyu sorar:
“İnsanların hâlâ iyi olduğuna inanıyor muyum?”
Bu sorunun cevabı bazen kolay değildir.
Çünkü yaşanan hayal kırıklıkları, umut etmekten daha güçlü görünür.
İkinci Bölüm
Kötülükle karşılaşan insanın içinde iki yol belirir.
Birincisi, gördüğü kötülüğü başkalarına taşımaktır.
İkincisi ise yaşadıklarını bir ders olarak alıp yoluna devam etmektir.
Ben artık kimsenin yükünü taşımıyorum.
Kimsenin vicdanını omuzlamıyorum.
Kimsenin yaptığını açıklamaya da çalışmıyorum.
Beni incitenleri, hakkıma girenleri, iyi niyetimi kullananları…
Kendi seçimleriyle baş başa bırakıyorum.
Çünkü her insan, bir gün ektiğini biçer.
Hayat bazen sessizdir.
Ama sessiz olması, adaletin olmadığı anlamına gelmez.
Üçüncü Bölüm
Hayatın öğrettiği en önemli derslerden biri şudur:
Herkes yaptığının yükünü er ya da geç taşır.
Bu yüzden size kötülük yapan insanları sırtınızda taşımayın.
Onların öfkesi, hırsı, kıskançlığı ya da vicdansızlığı sizin yükünüz değildir.
İnsan bazen hesap sormak ister.
Haksızlığa uğradığında cevabını vermek ister.
Ama her hesap insan eliyle kapanmaz.
Bazı hesapları zamana bırakmak gerekir.
Çünkü hayat, insanın karşısına en beklemediği anda kendi yaptıklarını çıkarabilir.
Sizin göreviniz ise geçmişe tutunmak değil, kendinizi koruyarak yolunuza devam etmektir.
Unutmayın…
Başkalarının yanlışları yüzünden bütün insanlara kapınızı kapatırsanız, belki de hayatınıza girecek en güzel insanı da dışarıda bırakmış olursunuz.
Tedbirli olun.
Ama umudunuzu kaybetmeyin.
Çünkü iyilik sessizdir; kötülük kadar görünmez olabilir ama varlığını her zaman hissettirir.
Sonuç
Hayatta herkes güveninizi hak etmeyebilir.
Herkes iyi niyetinizi anlayamayabilir.
Hatta bazı insanlar, sizin en temiz duygularınızı bile kendi çıkarları için kullanabilir.
Ama bunun sizi değiştirmesine izin vermeyin.
Kırgınlıklarınızı karakteriniz haline getirmeyin.
Geçmişten ders alın, fakat geleceğinizi geçmişin korkularıyla inşa etmeyin.
İnsanlara hemen güvenmek zorunda değilsiniz.
Ama herkesi aynı kefeye koymak da kendinize yapacağınız en büyük haksızlıklardan biridir.
Hayat, iyiyi de kötüyü de önünüze çıkaracaktır.
Önemli olan, kiminle yol yürümeye değer olduğunu zaman içinde görebilmektir.
Bir sonraki yazımızda affetmenin gerçekten unutmak olup olmadığını ve insanın kendi ruhunu iyileştirme sürecini konuşmak üzere…
Takipte kalın.
Ve unutmayın: Tecrübe sizi daha dikkatli bir insan yapmalı; daha sevgisiz, daha umutsuz ya da daha öfkeli biri değil. Çünkü en büyük zafer, sizi incitenlere benzemeden yaşamaya devam edebilmektir.