Kendine Yabancılaşmak: İnsan Ne Zaman Kendinden Uzaklaşır?

Kendine Yabancılaşmak: İnsan Ne Zaman Kendinden Uzaklaşır?

•

Merhaba sevgili ziyaretçiler.

Bugünkü yazımızda, insanın zaman içinde kendisine nasıl yabancılaşabildiğini konuşacağız.

Bazen aynaya bakarız ve yüzümüzü tanırız.

Ama kendimizi tanımakta zorlanırız.

Neyi sevdiğimizi…

Neyi istemediğimizi…

Nereye gitmek istediğimizi…

Hatta bazen neden yaşadığımız hayatı sürdürdüğümüzü bile sorgulamaya başlarız.

Çünkü insan sadece başka insanlardan uzaklaşmaz.

Bazen kendisinden de uzaklaşır.

Ve bunun farkına vardığında aklından tek bir soru geçebilir:

“Ben ne zaman kendim olmaktan çıktım?”

Birinci Bölüm: Başkalarının Beklentileriyle Yaşamak

İnsan dünyaya geldiğinde kendisi hakkında çok az şey bilir.

Zamanla ailesinden, çevresinden, okuldan, toplumdan ve hayatına giren insanlardan bazı mesajlar öğrenir.

“Böyle davranmalısın.”

“Bunu yaparsan başarılı olursun.”

“İnsanlar senin hakkında ne düşünür?”

“Bu yaşta artık bunları yapmış olman gerekir.”

“Böyle yaşamak daha doğru.”

Ve fark etmeden kendi sesimizin üzerine başkalarının seslerini koymaya başlarız.

Bir süre sonra kendi kararlarımızı bile başkalarının gözünden değerlendirebiliriz.

Bir iş seçerken…

Bir ilişkiye başlarken…

Bir şehirde yaşarken…

Giyinirken…

Hatta yalnız kalırken bile…

“Ben bunu gerçekten istiyor muyum?” yerine,

“Başkaları bunu nasıl karşılar?” diye düşünmeye başlayabiliriz.

İşte kendine yabancılaşma bazen böyle sessizce başlar.

Büyük bir kırılmayla değil…

Küçük tavizlerle.

Kendi istediğimiz bir şeyi sürekli erteleyerek.

Söylemek istediğimiz bir sözü içimizde tutarak.

Gitmek istediğimiz bir yere gitmeyerek.

Ve en önemlisi, kendimizi başkalarının beklentilerine göre şekillendirerek…

İkinci Bölüm: İnsan Kendi Sesini Neden Duyamaz?

Hayat bizi değiştirir.

Yaşadığımız hayal kırıklıkları, kayıplar, başarısızlıklar ve yanlış insanlar bize bazı savunmalar öğretir.

Bir zamanlar cesur olan insan daha temkinli olabilir.

Bir zamanlar insanlara güvenen kişi artık herkesten şüphe edebilir.

Bir zamanlar hayallerinin peşinden giden biri, zamanla sadece güvenli olanı seçmeye başlayabilir.

Bütün bunlar bazen bizi korur.

Ama bazen de bizi kendimizden uzaklaştırır.

Çünkü insan sürekli korunmaya çalışırken, kim olduğunu unutabilir.

Bir süre sonra hayatını gerçekten istediği için mi, yoksa hayal kırıklığı yaşamamak için mi yaşadığını ayırt edemez.

“Ben artık böyleyim.” der.

Ama gerçekten böyle midir?

Yoksa yaşadıkları onu böyle olmaya mı zorlamıştır?

Bu sorunun cevabı önemlidir.

Çünkü insanın kişiliği ile hayatta geliştirdiği savunmalar aynı şey değildir.

Sessizleşmiş olabiliriz.

Ama belki aslında söyleyecek çok şeyimiz vardır.

İnsanlardan uzaklaşmış olabiliriz.

Ama belki gerçekten istediğimiz şey yalnızlık değil, güvenilir insanlardır.

Hayallerimizden vazgeçmiş olabiliriz.

Ama belki hayallerimiz bitmemiş, sadece onları yeniden nasıl kuracağımızı bilmiyoruzdur.

Üçüncü Bölüm: Kendine Yeniden Dönmek

Kendine yabancılaştığını fark etmek her zaman kötü bir şey değildir.

Çünkü fark etmek, değişimin başlangıcı olabilir.

İnsan kendisine şu soruları sormaya başlayabilir:

“Ben gerçekten ne istiyorum?”

“Hayatımda hangi şeyler bana ait?”

“Hangilerini sadece başkalarını memnun etmek için sürdürüyorum?”

“En son ne zaman kendim gibi hissettim?”

Bu soruların cevaplarını hemen bulmak zorunda değiliz.

Bazen uzun süre susturduğumuz iç sesimizi yeniden duymak zaman alır.

Belki yeniden yalnız kalmamız gerekir.

Belki yürüyüş yapmak…

Yazı yazmak…

Bir kitap okumak…

Yeni bir yere gitmek…

Uzun zamandır ertelediğimiz bir şeyi yapmak…

Ya da sadece hiçbir şey yapmadan kendi düşüncelerimizi dinlemek…

Çünkü kendine dönmek her zaman büyük kararlarla başlamaz.

Bazen küçük bir “hayır” ile başlar.

Bazen yıllardır söyleyemediğimiz bir “evet” ile…

Bazen de kendimize ilk kez şu cümleyi söylemekle:

“Benim de ne istediğimin önemi var.”

İnsan kendisine döndükçe, hayatındaki bazı insanların ve alışkanlıkların artık kendisine uymadığını fark edebilir.

Bu da korkutucu olabilir.

Çünkü değişmek sadece yeni bir şey kazanmak değildir.

Bazen artık bize ait olmayan şeyleri bırakmayı da gerektirir.

Sonuç

Kendine yabancılaşmak, insanın kendisini tamamen kaybetmesi değildir.

Bazen sadece kendi sesini çok uzun süre başkalarının sesleri arasında bırakmasıdır.

Hayatın içinde herkes bize bir şey söyleyebilir.

Nasıl yaşamamız gerektiğini…

Ne zaman başarılı olmamız gerektiğini…

Neleri istememiz gerektiğini…

Kim olmamız gerektiğini…

Ama bütün bu seslerin arasında bir ses daha vardır.

Bizim sesimiz.

Onu yeniden duymak için bazen hayatın gürültüsünden biraz uzaklaşmak gerekir.

Çünkü insan kendisine döndüğünde her şey bir anda mükemmel olmayabilir.

Ama en azından hangi yolda yürüdüğünü yeniden anlamaya başlar.

Belki de gerçek özgürlük, herkesin bizi anlaması değil…

Kendimizin artık kendimizi inkâr etmemesidir.

Bir sonraki yazımızda, insanın yıllar boyunca kendisi hakkında oluşturduğu yanlış düşünceleri ve aslında kim olduğunu yeniden keşfetme sürecini konuşmak üzere…

Takipte kalın.

Ve unutmayın: İnsan bazen kendini kaybetmez; sadece kendisine giden yolu bir süreliğine unutabilir. Önemli olan, o yolu yeniden aramaya cesaret etmektir.