Bazen insanın hayatındaki en büyük yanılgı, başkalarının onun hakkında düşündükleri değil; kendisinin kendisi hakkında düşündükleridir.
Yıllar boyunca kendimize bazı cümleler söyleriz.
“Ben böyle biriyim.”
“Ben bunu yapamam.”
“Ben insanlara güvenemem.”
“Ben hiçbir zaman başarılı olamam.”
“Ben değişemem.”
Peki gerçekten öyle miyiz?
Yoksa bunların bir kısmını geçmişte yaşadığımız olaylardan mı öğrendik?
Belki de yıllardır kendimizi tanıdığımızı zannederken, aslında geçmişimizin bize çizdiği sınırların içinde yaşıyoruz.
Birinci Bölüm: Kendimiz Hakkında Oluşturduğumuz Hikâyeler
İnsan kendisini tek başına tanımlamaz.
Çocukken duyduğu sözler…
Ailesinin ona bakışı…
Öğretmenlerinin değerlendirmeleri…
Arkadaşlarının davranışları…
İlk başarısızlıkları…
İlk reddedilişleri…
Yaşadığı ilişkiler…
Bütün bunlar zamanla insanın zihninde bir “ben” hikâyesi oluşturur.
Bir çocuk sürekli eleştiriliyorsa, zamanla kendisini yetersiz görebilir.
Bir insan birkaç kez hayal kırıklığı yaşadıysa, “Ben zaten insanlara güvenemem.” diyebilir.
Birileri onun hayallerini küçümsediyse, bir süre sonra kendi hayallerini bile küçümsemeye başlayabilir.
Ve yıllar geçer.
O cümleler unutulur.
Ama biz onları hatırlamasak bile, davranışlarımızın içinde yaşamaya devam edebilirler.
İşte en tehlikeli tarafı da budur.
İnsan bazen kendisini sınırlayan düşüncenin nereden geldiğini bile hatırlamaz.
Sadece onun doğru olduğuna inanır.
“Ben böyleyim.”
Peki ya değilsen?
İkinci Bölüm: “Ben Böyleyim” Dediğimiz Şey Gerçekten Biz miyiz?
İnsan değişir.
Ama çoğu zaman kendisini değişmez bir karakterin içine hapsetmeye çalışır.
Bir dönem utangaç olmuş olabiliriz.
Bu, ömrümüz boyunca utangaç kalacağımız anlamına gelmez.
Bir dönem başarısız olmuş olabiliriz.
Bu, başarısız bir insan olduğumuz anlamına gelmez.
Birileri tarafından reddedilmiş olabiliriz.
Bu, sevilmeye değmez olduğumuzu göstermez.
Yanlış kararlar vermiş olabiliriz.
Bu, hayatımızın geri kalanında yanlış kararlar vereceğimiz anlamına gelmez.
Fakat insan geçmişte yaşadığı birkaç olayı bütün kimliğinin özeti haline getirebilir.
Bir başarısızlık…
Bir ayrılık…
Bir iş kaybı…
Bir hayal kırıklığı…
Bir insanın söylediği acımasız bir cümle…
Ve sonra bütün hayatımızı o olayın içinden yorumlamaya başlayabiliriz.
Oysa geçmişte yaşadığımız bir olay, bizim tamamımız değildir.
Bir hikâyenin kötü bölümü, kitabın tamamını anlatmaz.
Belki de kendimiz hakkında verdiğimiz bazı kararları yeniden gözden geçirmenin zamanı gelmiştir.
Gerçekten cesaretsiz miyiz?
Yoksa sadece bir dönem korktuğumuz için mi böyle düşünüyoruz?
Gerçekten başarısız mıyız?
Yoksa istediğimiz sonuca henüz ulaşamadık mı?
Gerçekten yalnızlığı mı seviyoruz?
Yoksa yanlış insanlarla yorulduğumuz için mi kendimizi geri çektik?
Bu soruların cevapları bazen insanın kendisine bakışını tamamen değiştirebilir.
Üçüncü Bölüm: Kendini Yeniden Keşfetmek
Kendini yeniden keşfetmek, geçmişteki bütün hatalarını silmek değildir.
Kendini yeniden keşfetmek, geçmişte oluşturduğun tanımların bugün hâlâ sana uyup uymadığını sorgulamaktır.
Belki artık aynı insan değilsin.
Belki daha güçlüsün.
Belki daha sakinsin.
Belki artık ne istediğini daha iyi biliyorsun.
Belki geçmişte seni korkutan şeyler bugün eskisi kadar önemli değil.
Belki de yıllardır kendine “yapamam” dediğin bir şeyi denemenin zamanı geldi.
Bunun için hayatını bir anda değiştirmek zorunda değilsin.
Küçük bir adım yeterli olabilir.
Yeni bir şey öğrenmek…
Yeni insanlarla tanışmak…
Uzun zamandır ertelediğin bir yere gitmek…
Bir fikrini açıkça söylemek…
Kendin için bir sınır koymak…
Ya da yalnızca yıllardır içinde tuttuğun bir hayalin peşinden küçük bir adım atmak…
Çünkü insan kendisini sadece düşünerek değil, deneyerek de yeniden tanır.
Bazen kendimiz hakkında sahip olduğumuz düşüncelerin yanlış olduğunu ancak onları değiştirecek bir şey yaptığımızda anlarız.
Ve belki o zaman yıllardır kendimize söylediğimiz bir cümlenin yerine yenisini koyarız:
“Ben yapamam.”
yerine,
“Belki yapabilirim.”
“Ben böyleyim.”
yerine,
“Belki değişebilirim.”
“Benim için çok geç.”
yerine,
“Belki şimdi başlamak için doğru zamandır.”
Sonuç
İnsan yıllar boyunca kendisi hakkında birçok hikâye biriktirir.
Bazılarını kendisi yazar.
Bazılarını başkaları yazar.
Bazılarını ise yaşadığı olaylar yazar.
Fakat önemli olan şudur:
Hayatımız boyunca aynı hikâyeyi okumak zorunda değiliz.
Geçmişte kendimiz hakkında düşündüğümüz şeylerin hepsi gerçek olmayabilir.
Bize söylenen her söz doğru değildir.
Yaşadığımız her başarısızlık kimliğimiz değildir.
Her kayıp bizim değerimizi belirlemez.
Ve geçmişte olduğumuz kişi, bugün olmak zorunda olduğumuz kişi değildir.
Belki de insanın kendisini yeniden keşfetmesi, aslında yeni bir insan olmak değil…
Kendisinin üzerine yıllar boyunca yapıştırılmış yanlış tanımları yavaş yavaş çıkarmaktır.
Bir gün aynaya baktığımızda sadece yüzümüzü değil, kendimizi de yeniden tanımaya başlayabiliriz.
Ve o zaman belki şu sorunun cevabı değişir:
“Ben kimim?”
Çünkü bu sorunun cevabını başkalarının verdiği isimlerde, geçmişteki başarısızlıklarda veya yaşadığımız hayal kırıklıklarında değil, bugün kendimize verdiğimiz değerde aramaya başlarız.
Bir sonraki yazımızda, insanın geçmişte yaptığı hatalarla bugününü ne kadar belirlemesi gerektiğini ve “Keşke”lerle yaşamak yerine geçmişten nasıl güç alınabileceğini konuşmak üzere…
Takipte kalın.
Ve unutmayın: Kendiniz hakkında yıllar önce verdiğiniz bir karar, bugün vereceğiniz son karar olmak zorunda değildir. Bazen insanın gerçek hikâyesi, kendisi hakkında yanıldığı yeri fark ettiği gün yeniden başlar.