Merhaba sevgili ziyaretçiler. Bugünkü yazımızda hayatımızdan çıkardığımız bazı insanları neden hâlâ zihnimizde taşımaya devam ettiğimizi ve gerçek anlamda bırakmanın ne demek olduğunu konuşacağız. Çünkü bazen bir insan hayatımızdan gider, ama onun bıraktığı iz uzun süre bizimle yaşamaya devam eder.
Birinci Bölüm
Bazı insanlar hayatımıza girer.
Bir şey öğretir.
Bir iz bırakır.
Sonra gider.
Bazen kendi isteğimizle göndeririz onları.
Bazen hayat yollarımızı ayırır.
Bazen de bize yaşattıkları yüzünden artık aynı yerde duramayacağımızı anlarız.
Ama gitmeleri, zihnimizden de gittikleri anlamına gelmez.
Bir cümle kalır.
Bir bakış…
Bir şarkı…
Bir sokak…
Bir tarih…
Ve insan hiç beklemediği bir anda geçmişin içinde bulur kendini.
“Artık hayatımda değil,” der.
Ama zihni hâlâ onunla konuşuyordur.
Belki de bırakmanın en zor tarafı budur.
İnsanın birini hayatından çıkarabilmesi kolaydır.
Asıl mesele, onu zihninden ve kalbinden ne zaman özgür bırakabildiğidir.
İkinci Bölüm
Bazen insan geçmişte yaşananları tekrar tekrar düşünür.
“Keşke bunu söylemeseydim.”
“Keşke ona güvenmeseydim.”
“Nasıl böyle davranabildi?”
“Neden bunları yaşadım?”
Sorular çoğaldıkça geçmiş yeniden canlanır.
Oysa bazı soruların cevabı hiçbir zaman gelmeyebilir.
Bazı insanlar neden kötülük yaptıklarını açıklamaz.
Bazıları yaptıklarından pişman olmaz.
Bazıları da hayatımızdan çıktıktan sonra bile içimizde cevaplanmamış sorular bırakır.
İşte burada bırakmak önem kazanır.
Çünkü bırakmak, yaşananları haklı çıkarmak değildir.
Affetmek zorunda olmak da değildir.
Bırakmak, artık o insanın davranışlarının hayatınızın bugünkü yönünü belirlemesine izin vermemektir.
Üçüncü Bölüm
İnsan bazen geçmişi yanında taşıdığını fark etmez.
Yeni bir insana güvenmekte zorlanır.
Yeni bir başlangıçtan korkar.
Mutlu olmaya başladığında bile eski bir hayal kırıklığının gölgesi ortaya çıkar.
Çünkü geçmişte yaşananlar, geleceğin üzerine gölge düşürmeye başlamıştır.
Oysa her yeni insan, geçmişteki insan değildir.
Her yeni başlangıç, eski hikâyenin devamı değildir.
Hayatın bize öğrettiği dersleri yanımıza alabiliriz.
Ama acının kendisini taşımak zorunda değiliz.
Bazen kendimize söylememiz gereken en önemli cümle şudur:
“Yaşadım. Öğrendim. Kırıldım. Ama artık devam ediyorum.”
İşte gerçek bırakmak belki de budur.
Geçmişi silmek değil…
Geçmişin elinden bugünü geri almaktır.
Sonuç
Hayatınızdan çıkan herkesin arkasından bir kapıyı sonsuza kadar açık bırakmak zorunda değilsiniz.
Bazı kapılar kapanmalıdır.
Bazı hikâyeler tamamlanmadan bitmelidir.
Bazı insanlar ise sadece geçmişinizde kalmalıdır.
Onları düşünmeniz, hâlâ onları istediğiniz anlamına gelmez.
Bazen zihnimiz sadece yaşananları anlamlandırmaya çalışır.
Ama bir gün insan fark eder ki bütün soruların cevabını bulmak zorunda değildir.
Bazı şeyleri olduğu gibi bırakmak da bir cevaptır.
Size kötülük yapanları unutmak zorunda değilsiniz.
Onlara yeniden güvenmek zorunda da değilsiniz.
Sadece kendi huzurunuzu onların davranışlarından bağımsız hâle getirin.
Çünkü hayat, geçmişte size yapılanların etrafında dönmek için fazla değerlidir.
Bir sonraki yazımızda, insanın neden bazı vedaları kabullenmekte zorlandığını ve biten şeylerin ardından yeniden başlamanın cesaretini konuşmak üzere…
Takipte kalın.
Ve unutmayın: Birini hayatınızdan çıkarmak bir son olabilir; ama onu zihninizden özgür bırakmak, kendinize verdiğiniz yeni bir başlangıçtır.